Oruç Tutacak Kanser Hastaları İçin Güvenli Sınırlar - 19 Şubat 2026

Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte kanser hastalarının oruç tutup tutamayacağı konusu yeniden gündeme geliyor. Bu sorunun herkesi kapsayan tek bir yanıtı bulunmuyor. Oruç kararının, hastalığın evresi, uygulanan tedavi ve bireyin genel sağlık durumu dikkate alınarak, mutlaka tıbbi değerlendirme sonucunda verilmesi gerekiyor.

Aktif kemoterapi veya radyoterapi sürecinde olan hastalar için uzun süreli açlık ve sıvı kısıtlaması ciddi sağlık riskleri oluşturabiliyor. Yeterli kalori, protein ve sıvı alımı; bağışıklık sisteminin korunması, kas kaybının önlenmesi ve tedavinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle aktif tedavi gören kanser hastaları için oruç genellikle önerilmiyor.

Aktif tedavisi tamamlanmış, genel durumu iyi ve beslenme problemi olmayan bazı hastalar için ise oruç kararı bireysel olarak değerlendirilebiliyor. Bu durumda sürecin hekim kontrolünde, planlı ve bilinçli şekilde yönetilmesi gerekiyor. Yeterli sıvı tüketimi, dengeli protein ve kalori alımı, ani kilo kaybının izlenmesi, düzenli kullanılan ilaçların aksatılmaması ve uyarı belirtilerinin dikkate alınması büyük önem taşıyor. Şiddetli halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı veya idrar miktarında azalma gibi durumlarda oruca devam edilmemesi gerektiği.

Kanserle mücadelede temel hedefin bedeni güçlü ve dengede tutmak. Sağlığın korunmasının da önemli bir sorumluluk.Kanser hastalarında oruç kararının yalnızca dini motivasyonla değil, klinik güvenlik temelinde ele alınması gerekmekte. Oruç tutma kararının güvenli ve doğru şekilde alınabilmesi için hastayı takip eden hekimin görüşü belirleyici oluyor.