Meme Kanserinde Son Gelişmeler

Geçtiğimiz yüzyılın son 10 yılından itibaren tümör örnekleri üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda kanserlerin davranışını belirleyen genetik şifreler hakkında önemli veriler elde edildi. Buna göre, kabaca bakıldığında birbirleriyle aynı gibi görülen kanserlerin aslında hiçbirinin birbirine benzemediği ve farklı biyolojik özellikler gösterdiği anlaşıldı. Bu özelliklerin her hastada farklı olması nedeniyle aynı tip kanseri olan her hastaya aynı tedavinin uygulanmasının da ne kadar yanlış bir yaklaşım olduğu ortaya atıldı. İşte bu anlayış doğrultusunda ortaya çıkan ve geleceğin kanser tedavisi olarak gündeme damgasını vuran bu yaklaşıma “kişiselleştirilmiş tedavi” adı verildi.

 

Bu gelişmeye paralel olarak bu genetik özellikleri yerinde durduran çok özel ilaçlar kullanıma girmeye başladı. Genel olarak “hedefe yönelik ajanlar” olarak nitelendirilen bu ilaçlarla kanser hücrelerinin sürekli çoğalması, vücut içinde uzak bölgelere gitmesi ve kanser hücrelerinin ölümsüzleşmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

 

Meme kanseri kadınlarda görülen en sık kanser olması nedeniyle çok önemli bir toplumsal sorun oluşturmakta. Meme kanseri tedavisindede geçtiğimiz 10 yıl içinde yeni hedeflerin belirlenmesi ile çok önemli adımlar atıldı.Tüm meme kanserlerinin yaklaşık %15 kadarında Her-2/neu isimli bir duyarga(antijen) yüksek oranda bulunuyor. Bu duyarganın varlığının tümörün metastaz yapma yeteneğini ciddi olarak arttırabildiğinin ve hastalar üzerinde çok olumsuz etkileri olduğunun farkına varıldı. Gelişmiş biyolojik araştırmalar sonucunda bu reseptörün moleküler yapısı belirlendi ve daha da önemlisi hücre içindeki malign davranışı kontrol eden mekanizmaların başında oturduğu keşfedildi. Ardından bu reseptörü bloke eden bir hedefe yönelik ilaç (monoklonal antikor) ile Her-2 molekülünü taşıyan hücrelerin etkili bir şekilde durdurulabildiği gösterildi. Şu anda uygun hastalarda günlük pratiğimizin vazgeçilmez bir parçası olan trastuzumab bu şekilde gündeme oturmuş oldu.

Benzer şekilde Her-2 molekülünü yine çok etkin olarak durdurabilen PERTUZUMAB isimli bir başka ilacın, trastuzumab ve kemoterapi ile birlikte kullanıldığında Her-2 molekülünü taşıyan ileri evre hastalıkta yaşam süresi üzerinde çok olumlu bir katkı yaptığı gösterildi. Buna paralel olarak geçtiğimiz yıllarda elde edilen veriler bu ilaç kombinasyonunun “neoadjuvan tedavi” adı verilen, ameliyat öncesinde erken evre hastalıkta da çok önemli yararı olduğunu ortaya koymuştu.

Çok yakın bir gelecekte, kemoterapi yerine aynı geni veya farklı genleri hedefleyen birden çok biyolojik ilacın birlikte kullanılması yoluyla kanserin yenildiğini görebileceğimizi umuyoruz.

 

 

 

 


AYIN VİDEOSU

Meme kanserinde erken tanı ve bilmek istediğiniz herşey.

Diğer Videolar

YALNIZ DEĞİLSİNİZ

Hikayelerimizi Paylaşalım

Haydi Sende Paylaş